nihayet oluşturulan oyunları görme imkanı bulduk.ve grup olarak oyunumuzu da sergiledik.oyunumuzu herkes tam bir fiyasko olarak gördü….hocamızda dahil…kimsenin fikirlere ve konuyla uyumlu olup olmamasına bakmadan oynanmasının becerilemeyişine takılışı da ayrı bir fiyasoydu…bu bahanenin arkasına sığınmak istemezdim ama oyunu oynatabileceğimiz ortam pek oluşmadı…salt eğlenme anlayışı ile oyunlara bakan insanlar olunca olamadı elbette..bir oyunun içine hafif düşünme gerektiren bir olay girdimi insanların düşünemiyor olmaları oynamalarına engel oluyor…bunu iice anlamış oldum.oyunda aktif olup ta eleştiren bikaç kişi beni kıl etti.oyunun kuralları anlatılırken havaya sağa sola bakan veya birine şaka yapmakla meşgul olan tipler hadi oynıyalım deyince…nabıcaz biz diye soruyorlardı…değerlendirme aşamasında da ne yapılcağını biz anlamadık ki oynıyalım diyorlardı…anlamazsınız canlarım benim bu kafayla çok normal…açık havada olması bi problemdi evet bunu kabul etmek gerekli..ne diyebilirim ki aksilik olabileceğini hesaplamadan insanları zaptedebileceğimizi ve üstüne söylenen şeyleri ilk söylendiğinde anlama ihtimallerini düşünmemiz hataydı.bi on kez söylemek lazımdı herhalde…biraz da ilk oyunu değerlendireyim…..insandan hayvan sesi çıkarma fikriyle çok ii yırttılar..insanlar konuya yapılan şeylere tahtaya yazılanlara değilde çıkan seslere odaklıydı….biraz yapılanlara odaklansa idiler konuyu düpedüz yalan yanlış kavramlarla anlattıklarını anlıyabilirlerdi…öğrenciler o oyunu bi oynasınlar bi daha işlemi çok zor öğrenirler…neyse bu haftalık bu kadar yeter……
sondan bir önce
Mayıs 24, 2007sekizinci ders
Mayıs 7, 2007bu dersimiz de de yine bi ders iptali vakasıyla karşılaştık mevcudun azlığı yüzünden..herhalde bazı arkadaşlarımız hoca sınıf mevcudunu az görünce ders yapmıyor deyip keyiflerine göre dersin yapılıp yapılmamasına karar veriyorlar gelmiyerek..aferin size arkadaşlar sizin sayenizde cuma günlerimiz çok daha ii geçiyor…bu hafta bende size katılayım mı diye düşünüyorum…neyse ilerleyen günlerde veririm artık kararımı..grup olarak ben ve bir arkadaşım mevcuddu derste ve ikimiz tasarlıcağımız oyun konusunda bayağı ilerleme kaydettik çok kısa bi süre içinde..ne demişler nerde azlık orda başarı…ders iptali konusunda şunu belirtmeden geçemicem…bi ders bu kadar kolay iptal edilmemeli…mevcud az olabilir..ama dersin akışını sağlıcak olan hoca derste mevcud…o halde ders yapılmalıydı bence..neyse hocamızın kendi takdiridir nihayetinde..benim de işime gelir herzaman için.. zaten ders hakkında daha söylenecek bişey yok çaylarımızı içtik ve dağıldık…bu haftalık da bu kadar…….
yedinci ders
Nisan 26, 2007bu haftaki dersimize başlarken oynadığımız oyun gerçekten çok zevkli ve bi o kadar da zaaflarımızın olduğu noktaları gözler önüne serdi.ne miydi bu zaaflar.öncelikle grup birlikteliği içinde uyumlu bir hareket kabiliyeti yoksunluğu.anlama ve bunu uygulama noktasındaki problemimiz.vesayre vesayre işte…neyse dersin içeriğinde yaptığımız grup çalışmalarında öncelikle assessment önerimizi yaparak diğer gruba ilettik.ve bize gelen assessment ı değerlendirdik…ardından kafamızda oluşan oyunu önerilerini aldığımız gruba anlattık.epey memnun kaldılar.hiçbir itirazla karşılaşmadık bu aşamada…ama bizim verdiğimiz öneri ile gelen oyun arasındaki farklılıklar grubumuz tarafından pek hoş karşılanmadı ve ateşli tartışmalarla çıkartılmış olan birkaç isteğimizi tekrar önerimizin içine soktuk…bu olayı bu kadar ciddiye alıcağımız pek aklıma gelmezdi doğrusu…neyse bu aşamadan sonra grup olarak ateşli tartışmalarla neler yapacağımızı kararlaştırmakla derse noktayı koyduk..ve bir sonraki hafta buluşmak üzere ayrıldık…
altıncı ders
Nisan 19, 2007bu haftaki dersimiz birçok açıdan yararlı bir dersti.öncelikle garanti kültür merkezinin yerini öğrenmiş oldum.çok güzel bir yermiş.fakat dersliğinin bizim aradığımız türden bir yer olmaması kötü oldu.çok küçük bir sınıf masadan eser yok dahası havasızlıktan boğuluyorsunuz….hisardaki sınıfımızın değerini pek bilememişiz anlaşılan.dersin başlangıcındaki dersin gidişatı hakkındaki tartışmalar ve eleştirilerin sonucunda dersin bundan sonraki gidişatının çok daha verimli olacağına dair bir kanı oluştu bende.hocamızın mail yoluyla kalacağını belirttiği kişileri affetmesi de ne yaparsak yapalım sonunda affedileceğimize dair bir düşünce oluşturdu bir çok arkadaşımızda sanırsam.ben bunlardan birisiyim çünkü.bunun için hocamızı eleştirmiyorum çünkü o her affettiği kişiyle büyüklüğüne büyüklük katan biri.geçen hafta blog yazısı yazılmamış olmasına dair hocamız tarafından hafif sitemli söylem çok saçma gözüktü gözüme..bunu herkes bilir ki bir hoca bir davranışı veya ödevi öğrencinin isteğine bırakırsa tabii ki hocasına ii görünmek veya başka bir deyişle gözüne girmek isteyenler yazı yazar…bu nedenle birkaç kişinin yazmış olması çok doğal…yazmış olanlarında ne yazdığını merak ettim doğrusu..ortada yazılacak hiçbişey yoktu çünkü..ancak şu yazılabilirdi herhalde…derse geldik..ders iptal oldu….gittik…belki derse geliş ve gidiş esnasında başlarından geçenleri anlatmışlardır..bu noktada hocamızın bu hafta blog yazmayabilirsiniz dedikten sonra neden yazmadığımızı sorgulamasının saçmalığı çok kötü sırıtıyor..neyse gelelim derste yaptıklarımıza birazda.oyun önerileri değişiminden sonra bize gelen oyunun tam isteğimize göre olması bizim grubu çok sevindirdi.yalnız bizim önerinin gittiği grubun ağlamaklı bi şekilde bunu biz nasıl yapabiliriz bakışları bizleri çok güldürdü.eeee arkadaşlar isterken hedefi büyük tutun ki ii bişey ortaya çıksın bizim tek amacımız buydu o öneriyi hazırlarken.grubumuzun içinde yaptığımız beyin fırtınası kasırgaya dönüştü ve nerdeyse oyunu kalkıp oynattıracaktık sınıfa…ama dedik neyse gizemi kaçmasın..bizde o fikirlerini açıklamak istemeyen gruplardan birimiydik ne…ne varsa artık çok gizemli olan…ders sonunda grup içinde aldığımız karar doğrultusunda başlattığımız beyin fırtınasının bütün hafta sürmesine karar vermenin ardından dağıldık….haftaya görüşmek üzre…..
beşinci ders
Nisan 5, 2007Bu haftaki yazıma dışarıda gerçekleştirdiğimiz oyunlar ile başlıyorum.herşeyden önce şunu belirtmek isterim ki..gözü kapalı yapılan aktivitelerin veya oynanan oyunların hiçbir orijinalitesi olduğunu düşünmüyorum…bu yüzden de zaten aktivitelere katılmak gelmedi içimden..gözler kapalı olduktan sonra yaptırılan ne olursa olsun ikinci plandadır ve odak noktası birşey görülememesidir…bu oyunları tasarlayanlar da çok orjinal bi halt yaptıklarını zannediyorlardı herhalde.ama kesinlikle değiller..kolaycılığın zirve noktası diyebilirim yaptıkları için..daha ötesi yok.gözümü kapadığım her durumda kendimi rahatsız ve heyecanlı hissederim üstüne bir de hareket ettiğimde bilinmezler içinde kaybolmak duygusu eklenince üstüne tarif edilmez bişey işte.bunun üstüne ne eklerseniz ekleyin işte insanlara farklı duygular hissettiren bi oyun.ama hissiyatın kaynak noktası hep aynı..görememek ten kaynaklı kısacası.neyse bu noktayı belirttikten sonra biraz da oyunların oyun olabilecek kısımlarını değerlendireyim.gözler kapalı ve konuşmanın yasak olduğu durumda kare yapma çabası.sonucu denemeden belli…üzerine söylenecek tek bi kelime bile yok…yeni doğmuş çocuğun yürümesini beklemekten farksız…ya yürürse… yürümüyor işte…ikinci kısma gelelim konuşmanın serbest olduğu zaman da sonuç değişmiyor…türkler için geçerli olan nerde çokluk orda bokluk prensibi devrede..tabii ki bu noktada bu işi biraz olsun becermeleri beklenebilirdi…ama grup çalışmasından yoksun bencil bi toplumun doğal sonucu işte..dışarıda gerçekleştirdiğimiz oyunun bi kısmı daha olacaktı ama katılmadığımdan olsa gerek hatırlıyamadım..neyse o da kalsın..sınıftaki grup oluşturma konusundaki çabalarımıza değinip bu haftaki yorumlarımı tamamlıcam.grup oluşturma konusu ve yapılışı tam bi fiyaskoydu.hafta içi hocadan gelen mesajla da fiyaskonun zirve noktalarına ulaştığımızı farkettim iice.bi şekilde yapılması gereken bu gruplara ayrılma işinin bunun nasıl olacağını tartışmaktan ve bi türlü harekete geçilememesinden dolayı saçma sapan bi şekilde yapılarak noktalandığını gördüm..bir hoca her kararını sınıfla tartışarak almamalıdır.bu da onlardan biriydi işte.ders içinde oluşan grupların ve bireylerin tahtaya yazılmasına hocamızın neden bu kadar karşı çıktığını anlıyamadım doğrusu.bi takıntısı vardı herhalde.isimler karambole okunuyor öyle karambole toplanılıyor..yani herşey tam bi karambol.ben hoca olsam alır listeyi elime rastgele beşer beşer gruplar ardından maille sınıfa duyururdum.işte bu kadar basit ve iş bitirici bi mantık.zaten önemli olan grupların nasıl oluştuğu değil onların ortaya neler çıkaracağı.biz bu anlamsız noktaya bu kadar takıldıysak biraz anlamlı ve önemli noktalara ne kadar takılırız düşünmek bile istemiyorum…hep birlikte görücez artık..bu haftalık benden bu kadar….
dördüncü ders
Mart 29, 2007bu hafta da ders hocamızın artık klasikleşmeye başlayan derse geç kalmasıyla başladı.yoksa başlayamadı mı desem.nasıl öğrencilerin derse geç kalma hakları varsa hocaların da bu hakka sahip olduklarını düşünmüşümdür herzaman.aman hocam birdahaki sefere sınıfı boş bulmayın biraz daha fazla gecikerek.başka bir hocanın dersi olmuş olsaydı 15. dakkada sınıf boşalabilirdi.ne kadar sevildiğinizi veya dersinizin sevildiğini anlayın….hocamızın bloglar hakkındaki tespitlerini dinlediğim kısım dersin en zevkli kısmıydı.dersin ikinci kısmını hava muhalefeti yüzünden yapamadığımızdan olsa gerek…derste oynamış olduğumuz üç aşamalı oyun hakkındaki düşüncelerimi belirterek bu haftaki yazımı nokatlıyacağım.oyunun ilk kısmında kare oluşturup köşelerdekilerin antreman hareketlerini taklit ederken köşedekilerden biri olmadığım için olsa gerek öncelikle kendimi koyun gibi hissettim.birileri beni güdüyordu.en sevmediğim şeydir.zaten ortadaki kalabalıktan biri olunca hareketleri yapıp yapmadığımızın bir önemi de yok gibiydi benim için..neyse ikinci kısımda üçgen oluşturma kısmı tam bir fiyaskoydu.daha ortaya çıkıp birşeyler yapmaya başlıyorduk ki birdenbire bitiverdi.zaten üç kişi olunca pek işlevselliği de yoktu.etrafta yapılan birkaç değişik hareketi izledim yetti bana..en son kısımda oluşturduğumuz karede birinin öne çıkıp ta diğerlerini güdmesi olayı ne kadar cesur insanların toplanmış olduğu bir sınıf olduğumuzu gözler önüne serdi..herkes güdülmeye alışkındı ve bu rezil olmayı önlüyordu.sorumluluktan kaçmak herzaman için sorumluluk almaktan kolaydır zaten..en yaratıcı hareketlerin de bu son kısımda gelmiş olması beni şaşırtmadı doğrusu..çünkü isteyerek ve birşeyler tasarlayarak ortaya atlıyordu cengaverler…
neyse bu haftalık ta bu kadar…
üçüncü ders
Mart 22, 2007üzerinden bir hafta geçtikten sonra blog yazımı yazmaya kalkınca derste ne yaptığımızı unuttuğumu farkettim.yanlış hatırlamıyorsam (hatırlasam da farketmez zaten) hocamız ders başında bloglarımızda yazdıklarımızdan ve bazılarımızın bloglarının reklamlarını yaparak başlamıştı.bence bu kısım daha uzun olmalı belki arada benim blog yazılarımın da reklamı geçer.şimdi hatırlamaya başladım.ortak yönlerimizin kesişimleri ile ilgili oyunla başlamıştık derse.bu oyun gerçekten kümelerin öğretiminde çok yararlı olabilir.ama benim umrumda olan bu kısmı olmaz hiçbirzaman.insanlar arasındaki iletişimi artırma yanı beni daha çok ilgilendirdi doğrusu.ve samimice yapılan itiraflar ardından gelen kesişimler de komik oldu.bu çok hoşuma gitti.olması gereken de bu.kümeleri öğretmek değil insanca kaynaşmayı sağlamak.bazı kızların neleri sevdiğini de öğrenmiş olduk bu sayede.patates severler , çalışmayı sevenler , fanatik fenerliler ,. ……bunlar hep yararlı bilgilerdi.bundan sonra oynadığımız kağıtlardan duygularımızı ifade etmek için yaptığımız sanatvari çalışmalarımız bana insanların birbirlerini anlamaya ne kadar uzak olduklarını farkettirdi.benim yaptığım çalışmaları anlayan ne bir allahın kulu ne de benim başkalarının çalışmalarını anlayabilcek bir algım olmadığını farkettim.bazılarının kendi çalışmalarını ünlü yapmak için gidip altına boş bir kağıt sıkıştırması ve bunu başarması beni güldürdü.koyunlar hemen gidip altına bişey yazılmış olanın altına birşeyler yazma işini yaptılar.sanat ta böyle bişey işte bazıları bu güzel birşey derler diğerleri de anlamadan onun güzelliğinden bahsedip dururlar.ama bundan sonra kağıtlara yazılmış olanlardan bi hikayecik oluşturma kısmı tam bir bombaydı.gülmekten ölmediğime halen şükrediyorum.çok güzel yazılar vardı.ama en çok kendi yazdığımı beğendiğimi itiraf etmeliyim.arkadaşım benim yazımı okurken kendimle gurur duydum oturduğum yerde.bu ders sayesinde gün geçtikçe üretkenliğimin arttığını hissediyorum.olaylara farklı açılardan bakabilme özelliğimin geliştiğini de…
bu haftalık benden bu kadar haftaya kadar hoşçakalın.
ikinci ders
Mart 15, 2007ikinci hafta derse derste nelerin olacağını bilen fakat içeriklerinin ne olacağını merak eder vaziyette geldim.biraz bu konuda düşündüğümde bu duyguları bana hissettiren başka bir ders yoktu programımda bu dönem.genelde de olmuyor zaten.sced bölümü hocalarının baştan aşağı yenilenmesi gerektiğini tekrar düşündüm bu sayede.hepsinin bildiği tek halt var powerpoint karşısına geçip yarım yamalak ingilizceleri ile slaytlardaki okumak ve bizim fikirlerimize değer vermeksizin kendi düşüncelerinin doğru olduğunu dikte etmek.yazık bunların hepsine.neyse derse döneyim artık.ders başında bir arkadaşımız blogların çok uzun yazıldığından bahsetti.okuma kardeşim kim seni zorluyor okuman için.işte okulumdan manzaralar eleştirme bilmeyen bi zihniyet!!!!eleştirmeden önce söylediğimizin mantıklı olup olmadığına bi bakalım lütfen.kalabalıklar içinde rezil olmamak ilk hedefiyle.geç gelenlerle ilgili bi eleştiri geldi ilerleyen bölümünde dersin.bazıları derse vaktinde gelip dinlerken diğerlerinin geç gelip te onlarla aynı not hakkını paylaşmasından rahatsız olanlar yani.basitliğinize hayranım sizin.siz kendinizle ilgilenip başkalarını rahat bırakmayı ne zaman başarabileceksiniz.şöyle düşünün bir de onlar geç gelerek neler kaybettiler.ama sizde o kafa nerde.bu tarz konuda takıntısı olmayan hocamızı da takıntılı hale getireceksiniz.neyse bu konuları kapatıp da biraz dersin içeriğine döneyim.hoca elinde iple geldiğinde derse neden benim de birçok kişi gibi aklımdan ilk geçen şeyin ip atlamak olduğu kafama takıldı.iple kurduğum bağlantıdan iğrendim doğrusu.nefret ederim ip atlamaktan.ilk oyunumuzda bizim sıranın çok yavaş olmasına canım sıkıldı.zaten yavaş hareket eden ve her işini yavaş yapan ben hız gerektiren bir oyun oynuyorum.sonucun bu olması çok doğaldı.ama benim karakterimdekilerin de hepsi bizim sıraya toplanmıştı galiba.o hep birinci olanların hile yaptıklarını düşünüyordum başlangıçta ama sonunda gördüm ki hakediyorlardı.helal olsun sizlere.bu oyun takım çalışmasının ve takımın doğru oluşturulması gerektiğini birkez daha hatırlattı bana.sesli oynanan bir oyunda sesin önemini de gözler önüne sermedi değil.yalnız her sıra farklı bir sesle iletseydi belki daha ii olabilirdi.tekrar tekrar dersten zevk almamı sağlayan şeyi tekrar belirtmek istiyorum tartışma ortamı.benim fikirlerimi belirtebildiğim ve başkalarınında fikirlerini duyabildiğim.aynı olaya ne kadar farklı açılardan bakılabileceğini farketmemek mümkün değil herhalde.neyse grup oluşturma kısmında bu sced bölümündekilerden bir kez daha iğrendim doğrusu.hemen bölümcek gruplaşma.sonra bölüm içinde çalışkanların gruplaşması daha sonra da gruplara berbat isimlerin konması.midem kalktı bir an için ii ki kolay istifra eden biri değilim.hemen kurduk bizim grubu matematik öğr. liğinin en vurdumduymaz üç kişisi bir araya gelmiştik bile.iki kişi daha ve tamamdı işimiz.en sevdiğim grup oluşmuştu.rahat insanlar.birinin yaptığını beğenmemek yerine devam etmesi için teşvik edenlerin bulunduğu bir grup.bu konuya da bu noktada nokta koyayım.dışarıda gerçekleştirdiğimiz aktiviteler gerçekten ders ve hoca olarak farklılığımızı ortaya koydu.hisardaki hocalar ve bölümler şikayet yağmuruna tutmuşlar bizi.bu insanların topu acınacak halde.ders işleme tekniklerini tekrar etmeme gerek yok zaten yukarıda belirtmiştim.en son sced hocası yıldıran hanfendi gelip te bizim çemberimizi parçaladığında içimden ona bayağı saydırmıştım bile.kendini beğenmiş dinazor.eğitim anlayışı tam bi fiyaskodur.bir kez yanlışlıukla dersini alıp ta girmiştim allah korudu bırakma fırsatım vardı hemen bıraktım.bi insan bu kadar mı insalık dışı ders işler fikirleri bu kadar mı bayağıdır.ondan ders alanlar onu çok ii tanırlar anlatmama gerek yok zaten.boğazına yapışıp boğma ihtiyacımı gidermem gerekli en kısa zaman içinde.neyse hocamızın sabrına şaştım doğrusu bu olayları sineye çekip sınıfa dönmesi çok erdemli bi davranıştı.ben olsaydım her türlü çıngarı çıkartır ve o yolu tıkayabildiğim kadar fazla tıkardım.çünkü bizim bu bölüm ve okulda konuşmaktan başka herhangi bir yaptırım gücü olan bir kişinin bulunuduğuna pek inanmıyorum.yazıklar olsun hepsine….saygı adı altında yaşadıkları pısırık yaşamlarından dolayı.
bu haftalık yazımı burda noktalıyorum daha söyleyecek çok şeyim vardı ama dersine yetişmem gereken bi sced hocası var yoklama takıntılı birçoğunuz gibi arkadaşlar…………..
ilk ders!!!!
Mart 6, 2007son area elective dersimi tamamlamak ve mezun olmak için ders ararken bu dersin de benim için bi seçenek olduğunu farkettim.sced derslerini düşününce aklımdan geçen ilk şey kesin geçeceğim ve tekrar şu eğitim zırvalıklarıyla ve teori denen o saçmalarla uğraşacağım geldi aklıma.ama olsun dedim kendi kendime git gir derslere uyuz uyuz otur bi kenarda geç git dersi dedim ve aldım.ben nerden bilebilirdim ki böyle hareketli bi ders olduğunu.bu dönem boyunca fazla kilolarımdan da kurtulacağıma eminim doğrusu.hocam sizden nacizane isteğim bir sonraki derslere daha hareketli oyunlarla gelin.neyse izlenimlere devam.sınıfa girdim yine aynı yüzler aynı muhabbetler aynı sıkıcılık vardı ders öncesi.ne olmasını bekliyorum ki eğitimci olacakların dünyası işte……….olduğundan farklı görünmeye çalışan bi avuç insanız nihayetinde.açıkçası ders başlarken mp3 çalarımdan dinlediğim müziklerin etkisi mi yoksa çevremde gördüğüm ve pek hoşlanmadığım insanlar ve diyaloglarından mı olsa gerek bu dersi almakla hata yaptığımı düşünmeye başlamıştım kapıda ilk defa gördüğüm biri belirdi.meğerse hocamızmış.neyse herzamanki gibi fiziksel görünüşe bakarak önyargılı fikirleri oluşturmaya başladım.hocanın erkek çıkması ne bileyim bi iticilik oluşturmuştu bile.nedense ilkokul yıllarımdan itibaren bayan hocalar daha çok ilgimi çekmiş ve kendimi onlara daha yakın hissetmemi sağlamıştı.tabii ki boğaziçinin o asık suratlı sced hocaları dışında.neyse iyice sapıtmaya başlamadan kaldığım yere döneyim.diğer bir önyargım olan hocanın bu sınıfı zaptedim hakim olamayacağı hissim birsüre sonra yıkıldı.dersin ilk 10 dakkasındaki gürültü bunun nedeni olsa gerek.ilk 15 dakkadan sonra gerçekçi tespitlerim kafamda yer etmeye başlamıştı.hoca espritüeldi.ama esprilerinin sevimli mi sevimsiz mi olduğuna karar vermem bir 10 dakkamı daha aldı.sonra sevimli olduklarına karar verdim hocaya kanım ısındığından olsa gerek.zaten hiçbirzaman sevmediğim insanların esprilerine bir türlü gülememişimidir ne kadar komik olsalar bile.hoca bir derse gelmezsek kalacağımızı söylediğinde birden şartellerin attığını hissettim.ama neyse dedim bu sced hocalarından herşey beklenirdi zaten.ve blog mlog işleri biraz gözümü korkuttu ve bende birden bezginliğe neden oldu.bu dersi son dönemimden önce almam gerektiğini düşündüm bu yüzden..ama artık olan olmuştu.ders ilerlemeye ve hoca esprileri patlatmaya başladığında dedim bu bölüme sonunda doğru düzgün bi hoca gelmiş…onun farklı olduğuna inandığım gibi karşısındakini de farklı olduğuna inandırmaya çalıştığını düşündüm.diğer sced hocalarının bize sıradan insanlar olduğumuzu pompalayıp durmalarından bıkmıştım.derse başlandığında ve halen hocanın bir powerpoint sunumu açıp ordan birşeyler okumadığını gördüğümde ise kendikendime dedim ki doğru yerdesin.sıkma kendini kasılma ağırbaşlılığı bırak ve oyunların tadını çıkarmaya bak.aslında ağırbaşlı biri de değilimdir tabii.ve sonunda sced bölümünde tüm derslerde olmasını istediğim karşılıklı tartışma ortamı ve herşeye doğru denmeyen bi ortamı bulmuştum.hocanın saçmaladığımız yerde saçmaladığımızı yüzümüze vurması ve bunu yaparken takındığı tavrın bende de bi özellik olarak bulunmasını istemedim değil doğrusu.en temel noktada çok başarılı kimseyi kırmama noktası.benim en başarısız olduğum noktadır her zaman.net olarak belirtilmesi gereken şey dersin geneli itibari ile kesinlikle yeni oyunlar görmüş olmamız değildi veya bunları eğitimde nasıl kullanılacağını öğrenebilmemiz de değildi.kesinlikle ve kesinlikle bunları tartışabilmemizdi.dahası o sırta parmakla çizilen işaretin her sıra tarafından yanlış bulunmasında bazı işgüzarlağın parmağı vardı üzgünüm itiraf ediyorum biri de bendim.ve bunu yapmaktan çok büyük zevk aldım doğrusu.ikinci oyun olan deneyim hakkındaki fikirlerimizi paylaştığımız oyunda da fikirleri yalan yanlış yayan da bendimve tek de olmamam daha da hoşuma giden şeydi..ne önemi vardı ki her fikre kendimden bişeyler katmış oluyordum bu sayede.en son fatma olarak kalmış olmak canımı sıktı doğrusu.neyse bende kalan fikri ve ismi sınıfla paylaşırken de sallamıştım ama bu iki oyundan da zevk aldığımı hissettim.önemli olan da buydu benim için.derste hocamızla çok gurur duyduğum bi an oldu.asistanların kamerayı derse getirip bırakmaları sırasında kullanabilecekmisiniz sorusuna (kendilerinin o aletin nasıl kullanıldığı hakkında hiçbi fikirleri olmadığına eminim) bi kere kullanmıştım herhalde kullanmasını becerebilirim sözündeki ince bi alay çok hoşuma gitti. belki hocamız bunu kastetmedi ama ben söylemiş olsaydım bunu kastedmiş olacaktım.o an hocamıza kendimi biraz daha yakın hissettim.ve hocanın bizi kameraya almış olması da hoşuma gitti doğrusu.hocam sizden isteğim (şu an aklıma geldi ) bu görüntüleri bizde alıp bi izlesek hoş olur .şöyle okul hayatımızdan esaslı görüntülü bi anımız olur.dersin ikinci kısmı biraz fiyaskoydu doğrusu.hocam yerden yüksek oyununu nasıl bilmezsiniz ????beni kandıramazsınız.neyse o oyun tam bi rezaletti doğrusu içimden hiç katılmak gelmedi ve katılmadım zaten.ilkokul çağlarından kalma o oyunla ilgili berbat anılarım depreşti.nasıl depreşmesin o oyunu oynarken düşüp kafamı yardığımı kim bilebilirdi ki?vampir oyunu da derste de belirtmiştim bu düşüncemi zaten.gözler kapatılıp oynandıktan sonra biraz saçma geldi.bu oyunda derste düşüncemi belirtmekten çekindim biraz.dolaşanların boynunu sıkmak yerine hafif bi ısırık kondurarak oynansa kesin katılırdım daha çekici ve seksi olurdu .hem çığlıklar daha gerçekçi olurlardı.nasıl olmasınlar ki.yazmaktan yoruldum.toparlamak gerekirse.dersten ayrılırken dersi aldığıma memnun bi şekilde ayrıldım.ve herşeyden önce bu benim için yeterli ve üstüne daha başka söylenecek birşey olmayan bir duyguydu….haftaya tekrar bi blog yazımda görüşmek üzre.
Hello world!
Mart 3, 2007Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!